Monthly Archives: Ekim 2012

Avrupa’nın Başkenti Brüksel

 

Başkentler Bölgesi” olarak bilinen Brüksel / Belçika’daydık geçtiğimiz hafta. Şehirle ilgili anlatmak istediklerime geçmeden önce, yolculuk başlangıcındaki bir takım talihsiz olaylardan bahsetmek istiyorum.

 

Kraliyet Alanı / Brüksel / Belçika

Kraliyet Alanı / Brüksel / Belçika

 

Varşova Modlin havaalanına geldiğimizde, sabah 8.45 civarıydı. Yoğun sisten dolayı uçuşlar ya ertelenmiş, ya da iptal edilmişlerdi. Biz de bundan nasibimizi aldık. Varşova’daki diğer havaalanına gönderilmek üzere işlemlerimiz başlatılmıştı.

O sırada bir anons duyuldu. İlk duyuru dili Lehçe olduğu için, biz herhangi bir tepki vermeden beklemeye devam ediyorduk, bir de baktık ki Polonyalılar hızla havaalanını terk ediyorlar. Olayın aslını İngilizce yapılan müteakip duyurudan öğrendik.

Havaalanında bir paket vardı, bomba olabilirdi, panik yapmadan ve asansörleri kullanmadan alanı terk etmemiz isteniyordu.

Burada bir parantez açmam gerekiyor, Türkiye’de yıllarca yaşamışsanız, bombalama gibi terörist eylemlere karşı her an tetikte olma durumunu gayet iyi biliyorsunuzdur. Yıllardır zaman zaman büyük şehirlerimizde meydanlarımız bombalanarak, binlerce masum insanımızı kaybettiğimizden, bu durumu az çok biliyoruz ve doğal olarak paniklemiyoruz.

Bünye alışık.

Neyse..

Bulunan paketin bomba falan olmadığı anlaşılıyor, sisten ve bu polisiye olaydan sonra aktarmalarımız gerçekleşiyor ve akşamüzeri Brüksel’e iniyoruz. Varşova’da göz gözü görmeden havalanmışken, Brüksel’deki muhteşem açık hava bize gülümsüyor, “hoş geldiniz” diyor adeta.

 

Midyeciler Sokağı / Brüksel / Belçika

Midyeciler Sokağı / Brüksel / Belçika

 

Brüksel, özellikle akşamları, renkli dükkanları ve her yerde olan insanlarıyla kesinlikle canlı bir şehir. “Grand Place” diye bilinen, uzun ve geniş bir meydan bulunuyor şehir merkezinde. Meydanın etrafı büyük, görkemli ve tarihi binalarla çevrili. Kesinlikle göz alıcı, hele ki gece ışıklandırmaları muhteşem.

 

Grand Place / Brüksel / Belçika

Grand Place / Brüksel / Belçika

 

Meydanın çevresi, ufak mekan ve barlardan oluşan sokaklara çıkıyor. Malum, Belçika’da binlerce çeşit bira var, buna paralel olarak, hemen her mekanın size sunduğu “special” bira türü ve markası birbirinden farklı. Fiyatlar da pek uçuk kaçık değil. (3-4 euro)

Las Galeries Saint-Hubert adlı, bizdeki iş hanları tarzında bir ticaret merkezi bulunuyor büyük meydanın hemen arka sokağında. 1847 yılında resmi olarak kullanıma açılmış, gerçekten mükemmel bir göz alıcılığına sahip olan yapı, turistik yerler sıralamasında ön sıralarda geliyor.

 

Las Galeries Saint-Hubert / Brüksel / Belçika

Las Galeries Saint-Hubert / Brüksel / Belçika

 

Birkaç sokak ilerde, bir ara sokağa dalıyoruz. Yahu bu kadar mı bizim Alaçatı’ya benzer bir sokak? Dar, lüks, tarihi ve göz alıcı. “Gel abicim bende daha iyisi var” diye bağıran Kemeraltı değnekçilerimizi de orada görmeniz mümkün. Abartmıyorum, cidden böyle sokak.

Bize çok tanıdık ve çok samimi.

 

Brüksel / Belçika

Brüksel / Belçika

 

Hemen öğrenci bütçesine uygun bir mekan bulup oturuyoruz. Beyaz şarap ve kereviz soslu 800 gr. midye, tencerenin içinde geliyor. Öncesinde tere yağ ve ekmekler servis ediliyor. Patates kızartmaları ve biralarla menü tamamlanıyor. Yol yorgunluğunun üzerine o kadar iyi gidiyor ki, uğrayanlar denesinler, ne demek istediğimi anlayacaklar. (Bahsettiğim menü 10 Euro)

 

Beyaz Şarap ve Kereviz Soslu Midye / Brüksel / Belçika

Beyaz Şarap ve Kereviz Soslu Midye / Brüksel / Belçika

 

Şehrin simgesi, “Manneken Pis” dedikleri işeyen çocuk figürü ve heykeli. Zamanında şehrin bir felaketten kurtulmasıyla ilgili bir efsanelerinde geçiyor bu arkadaş.

 

Manneken Pis / Brüksel / Belçika

Manneken Pis / Brüksel / Belçika

 

Elimizde bir haritayla, tüm şehri adımlıyoruz resmen. Kaybolmadan, gaspa uğramadan yolumuza devam ediyoruz. Cathedral of St-Michel, Center District, L’Albertine, Place Royale, Theatre Royal de la monnaie, Atomium, Mini-Europe ve daha niceleri…

Kraliyet sarayına çıkın şehrin üst bölgelerine doğru. Yeşilin ve tarihin el ele tutuştuğu, gecenin 4’ünde gizlice birbirlerine sarıldıkları bu bölgede dinlenin, izleyin, sessizliği dinleyin.

 

Kraliyet Sarayı / Brüksel / Belçika

Kraliyet Sarayı / Brüksel / Belçika

 

Dünya’nın en büyük 4. Katolik Kilisesi “La Basilique du Sacré-Coeur” da Brüksel’de. Bu devasa yapıyı ziyaret etmenizde de fayda var.

Siyasi konumundan dolayı, Avrupa Parlamentosu da bu şehirde bulunuyor, meraklısı için bulunmaz fırsattır burayı ziyaret etmek.

Brüksel, yürüyerek 8 saatte rahatlıkla gezilebilecek bir şehir, tüm bu yazdıklarımdan fazlasını da bulabilirsiniz ayrıca. 15 – 20 civarı çeşitli müzelere de sahip bir yandan.

Sokakları biraz kirli, geceleri de pek tekin görünmese de, biz şehri sevdik. Tekrar gidip eksik kalan yerleri de gezmeyi düşünmüyor değilim aslında.

 

Theatre De Le Monnaie / Brüksel / Belçika

Theatre De Le Monnaie / Brüksel / Belçika

 

Önceki bir yazımda, “fırsat varken gezin” şeklinde bir temennim vardı. O temennimi yineliyorum. Bakmayın, Avrupa’da ucuz havayolları olduğu için biz milyarlar dökmüyoruz bu seyahatlere. Kendi ülkemde de böyle tarifelerin olmasını çok istiyorum.

Ancak, olana kadar hem mücadele edilmeli, hem de her fırsat değerlendirilmeli.

Sırt çantanızı takıp, Dünya’yı keşfetmeye çıkmak önemli.

Özgürlüğünüzü hissetmek, bence çok daha önemli…