Monthly Archives: Temmuz 2015

Mehmet Akçok Şiirleri, enbuyukeylemim.com Adresinde!

1962 yılında, Denizli’nin Serinhisar (Kızılhisar) İlçesi’nde dünyaya gelen Mehmet Akçok, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Matematik Öğretmenliği mezunudur. Meslek hayatı öncesi ve sırasında edebiyat, tiyatro ve çeşitli sanat kollarına duyduğu ilgi, Mehmet Akçok’un şiire yönelmesinde de etkili olmuştur. Mehmet Akçok şiirleri, bu şekilde doğmuştur.

Peki, ben bunları neden yazdım?

Sustum, En Büyük Eylemimdi!

Babam Mehmet Akçok, kendini bu şekilde tanımlamıştı. “En sık verdiğim tepki, en çok uyguladığım…” demişti. Kızdığında, küstüğünde, üzdüğünde, üzüldüğünde, düşündüğünde…

Sustu, en büyük eylemiydi. Şiire, dizelere döktü düşüncelerini.

enbuyukeylemim.com bu şekilde doğdu.  “Herkesin bilmesine gerek yok, şiirlerim bir sayfada toplansa yeter. Açıp, eş dostla okuruz.” demişti. 2015 yılı Babalar Günü’nde, web sitesi, oğullarından O’na hediye oldu.

Babam, şovu seven bir adam değil. Tiyatro ile uğraştığı yıllarda da böyleydi, büyük ustalarla tanıştığı, bir iki tek attığı zamanlarda da… Şiirlerini tek bir adreste toplama fikri de, bir nevi arşiv çalışmasıydı. Ajandalarda, kağıtlarda duran eserleri, artık teknoloji ile tanışmalıydı. Öyle de oldu.

Yayınlanmış şiirleri de unutulup gitmemeliydi. En azından, kendi tanımladığı sözler üzerine kurulu bir web adresinde, önemli çalışmaları bulunmalıydı. Öğretmen arkadaşları, eski öğrencileri okuduğu gibi, zaman zaman açıp, kendi dizelerine göz atmak için olması gereken bir nokta olmalıydı.

Eski öğrencileri Facebook’tan ulaşıyor bana bazen, “Mehmet Hoca nerede? Ne yapıyor? İyi mi?” diyorlar. Belki bu site, bir nebze de olsa eski gönül bağlarını yeniden diriltecek, daha kolay bir iletişim kurma fırsatı verecektir onlara.

Şimdilerde arıyor beni. “Oğlum, yeni şiir koydun mu siteye?” diyor. “Komşunun bilgisayarından bakacağız…”

Koymadım deyince editörlüğümü kalaylıyor bir güzel; koydum deyince de seviniyor. “Bakayım” diyor…

Buraya da bakacak, biliyorum. Google’da sitesini aratırken bu sayfaya da denk gelecek. “Ne yazmış benim oğlan, bir bakalım” deyip okuyacak.

Seni çok sevdiğimi yazdım baba, fazlası değil.

Sen hep yaz, biz okuyalım…

***

Bu arada, Ezginin Günlüğü’nden Gemi‘yi açtım. Ud ile çalınan versiyonu. Şiirlerine fon müziği olsun diye…

Çin Seyahati İçin Tavsiyeler / Bilinmesi Gerekenler – 1

Geçtiğimiz hafta içinde (Temmuz 2015, 2. hafta) iş sebebi ile Çin’e gittim. Peşin peşin söyleyeyim, hayatımda ilk defa yabancı bir ülkenin kültürüne, yaşam tarzına ve alışkanlıklarına ayak uyduramadım. Kokular, garip yemekler ve daha nicesi… Çin’e seyahat edeceklere tavsiyeler niteliğinde, madde madde bir takım açıklamalar yapmak ve gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

Toplamda 5 şehir (Pekin, Tianjin, Şangay, Shenzhen ve Guanzhou) görme şansını yakaladım. Zamanla aklıma gelenleri paylaşacağım.

Çin Haritası

Yazı biraz uzun olabilirdi, o nedenle de bir iki parçaya bölme ihtiyacı hissettim. Bu bölümde, kötü yönlerden başlayacağım. Çin seyahati için bilinmesi gereken noktaların ilk kısmı, maalesef ki kötü izlenimlerden oluşmaktadır.

1. Tükürme Alışkanlıkları; Çin Halk Cumhuriyeti’nde nüfusun büyük bir oranı, yere tükürüyor. Hem de çoluk çocuk, genç yaşlı, güzel çirkin herkes, “tükürürüm böyle memlekete” diyor adeta. Yolda çok tatlı bir kız mı gördünüz? 2 saniye sonra “gark, gurk, tüh, püh” nidaları ile balgamı asfalta çakabilir o afet… Üstelik bu alışkanlık, sadece sokaklarda da değil. Bu gözler, Shenzhen şehrinde fuar halısına, Şangay’da market içine, Pekin’de otel içine tüküren çekik gözlü kardeşlerimizi de gördü ne yazık ki…

2. Kötü Koku Her Yerde; Çin içinde, iç hatlarda yolculuk ederseniz, uçağa fazla tok şekilde binmeyin; ki mideniz bulanırsa sağa sola çıkarmazsınız. Uçaklar, oteller, akla gelen çoğu yer o kadar ağır ve yavan kokuyor ki, alışana kadar imanınız gevriyor. Aman yarabbi, o koku olayı nedir! Tianjin’de kaldığımız otelin koridorları, bozuk süt kokuyordu. Odanın içi ise, bu kokudan hallice…

3. Yemek Kültürü; Ben genel olarak çoğu farklı damak tadını dener ve severim. Yemek ayırdığım da söylenemez; ancak tüm bunlar, Çin seyahati öncesine kadardı. Arkadaş, önünüze 10 çeşit yemek gelir de, yalnızca bir tabaktan mı bir şeyler bulabilirsiniz yiyecek? Eğer bunu yaşıyorsanız, bilin ki Çin topraklarındasınız…

4. Koltuk Altı Kıl Sendromu; Cinsellikten soğudum bir an oldu. Çıtı pıtı, tatlı bir kızcağız, bir ürün hakkında bizi bilgilendiriyordu. O sırada masaya eğilmesi gerekti. Kollarını masaya dayadı ve koltuk altı 50 – 60 derecelik bir açı yaptı. Ve o da ne? Kızcağızımızın koltuk altında bir muson ormanı taşıdığını o an öğrendim. Bu arkadaşlar, ne de olsa yeniden çıkacak felsefesi ile koltuk altı kıllarını kesmiyorlar… Otobüslerde üst demirlere tutunan bayanların koltuk altlarına da bakmamanızı tavsiye ediyorum…

Çin Bayrağı Haritası5. Dil Bilinmiyor; İngilizce’nize güvenerek gidemeyeceğiniz enden ülkelerden birisi, kesinlikle Çin Halk Cumhuriyeti… “Do you speak English” sorusuna mal gibi bakan adamlar varsa, hiç bulaşmayın. “Little” cevabı aldıysanız, en basit kelimeler eşliğinde derdinizi anlatın. Yazarak anlatın diyeceğim; ancak alfabe farklı olduğu için anlamayacaklar. Alfabe demişken; Swissotel’in her dilde bu şekilde bilindiğini, Grand Millenium denilince kesin anlaşılacağını falan düşünüyorsanız, sizi Çinli taksici abilerin paklayacağını garanti ederim.

6. Sürekli Konuşma Olan Taksi Programları; Her takside, bakın abartmıyorum, her takside konuşmaların yoğun olduğu bir radyo frekansı açık. Bu nasıl bir eziyettir, anlatamam. Müzik yok, çin çan çok konuşuyor abiler, ablalar… Çin işkencesi denir ya, burada karşınıza çıkacaktır…

7. Her Makinenin Konuşması; Radyolardaki eziyet, makinelerde devam ediyor. Memleketin her yanındaki makineler konuşuyor. İçine yüklemişler bir ses dosyası; sabahtan akşama kadar metrolarda, marketlerde, açık alanlarda ve diğer yerlerde bu makineler konuşuyor. Ne diyorlar bilmiyorum, ancak konuşuyorlar…

8. Değnekçilik Çin’de Ata Sporu; İlginçtir, her dükkanın önünde bir değnekçi var. “Gel Abla, Gel Babacım” tarzında abiler, ablalar… Hayır, sadece bağırsalar, yine eyvallah… Bu arkadaşların ellerinde birer yaka mikrofonu, sesleri tüm sokakta çınlıyor. 10 ayrı dükkandan 90 desibel ses çıktığını hesap ederseniz, geçici sağırlık hiç de imkansız değil… Test etmek isteyenleri, Pekin’in işlek bir sokağına misafir edebiliriz…

Çin Seyahati9. Çin Pahalı Gençler; Hiç öyle “Çin malları ucuzdur” kafasında bir Çin seyahati gerçekleştirmeyin. Bizim memleketten pahalılık anlamında çok farkları yok. Burada da hayat pahalı ve ucuzluk az. O nedenle, kaliteli yerlerde yiyip içecekseniz, sağlam markaları kullanacak ve düzgün yerlerde konaklayacaksanız, cebinizde birkaç deste dolar bulundurmalısınız. Dolar demişken, o paraları hava alanında Yuan (RMB) yapmayı unutmayın; yoksa aç kalırsınız.

10. Çin Trafiği Bizden Daha Kötü; Zannediyorum ki dünyanın en çok klaksonu, Çin caddelerinde çalınıyor. İnanılmaz bir korna hastalığı var. Hiç bir şey yokken bile korna çalıyor arkadaşlar. Sanırsın derbi zaferi kutlanıyor; Şangay Gençlik Spor, Pekin Belediye Sporu yendi ve şampiyon oldu… Değil! Çin veliahtı sünnet oldu da konvoya mı çıkıldı? O da değil… En soldaki taksi, kaldırıma çıkıp daha da sol bir şerit yaratmak için klaksona köklüyor sadece. Olay bu… Üstelik, trafikte can güvenliğiniz yok. TIR’lar falan en sol şeritten giderken, her araba makas atıyor. İnanılmaz, bizim trafiğe kurban olun…

11. Tuvalette Suya İşeyip Sıçma Ritüeli; Bakın, bu çok acayip. Adamlardaki sifon sistemi, suyun basınçlı şekilde klozete verilmesi değil; bilakis, hazırda bulunan bir miktar suyun içine yapılan dışkının, sifonu çekince tuvalet tarafından vakumlanması esasına dayanıyor. Tıpkı uçaklardaki gibi, pis suyun tuvalet içine çekilmesi durumu yani. Ancak fark, belli bir miktar suyun, sizden çıkacak olanı beklemesi… Başta garipseseniz de, sonra alışıyor totonuz…