Street Party

By | 04 Nisan 2012

 

Mustafa Kemal Atatürk adıyla özleşleşmiş Manastır Askeri İdadi’si..

Büyük İskender’in vatanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıllarca hüküm sürdüğü ülke..

Yaşayan yüzlerce Türk asıllı Makedon ve Arnavut.. Dillerine yerleşmiş 3000 Türkçe kelime..

Makedonya denince kolayca erişebileceğiniz ilk bilgiler bu şekilde.

Üsküp’e indiğimde, “aslında pek de bizim oralardan farklı değil” diye düşünmeden edemedim. Şehir merkezinde arkadaşlarla buluşup küçük bir gezintinin ardından projeyi gerçekleştireceğimiz “Struga” kentine geçecektik.

 

Büyük İskender Heykeli / Üsküp / Makedonya

Büyük İskender Heykeli / Üsküp / Makedonya

 

Üsküp’ten kısaca bahsedeyim.Bu şehir tam bir heykel ve yapı şehri diyebilirim. Ben oradayken, şehir merkezinde birçok binanın inşaat halinde olduğunu gördüm. Halk biraz bu durumdan ve heykel sıklığından şikayetçi olsa da, şehrin içinden geçen nehir, su bentleri, Alexander Meydanı’ndaki devasal İskender heykeli, çevresindeki askerler ve aslanlar göz kamaştırıcıydı.

Her heykelin önünde poz vermeden edemedik tabi ki.

Terminale giderken, yine şehrin çeşitli noktalarında, Makedonya’nın simgesi aslanları görmek mümkündü. Ve bana inanın, her yer Türk insanlarla dolu!

 

Üsküp Meydan / Makedonya

Üsküp Meydan / Makedonya

 

Struga’ya giderken 3 saatlik yolun çoğunu uyuyarak geçiriyoruz. Vardığımızda hava karanlık, Arnavut asıllı, ama bir Türk’ten farksız “Şemo” kardeşimiz karşılıyor bizi. Otele yerleşiyoruz ve çevreyi keşfetmek için Batu’yla kendimizi sokaklara atıyoruz. Marketlerde İngilizce bilmeyen kasiyerlerin Türkçe bildiklerini görünce şaşkınlığımız bir kat daha artıyor.

Projenin konusu, gayet renkli bir sokak partisi hazırlığı yapmak. 10 Balkan ülkesinden gelen gençlerle kaynaştıktan sonra, hazırlıklara başlıyoruz. Ben gitar-şarkı bölümüne liderlik etmek için kolları sıvıyorum. Bir grup “juggling” denilen top oyunlarını yaparken, başka bir grup grafity yapıyor, bir diğer grup mozaik, bir kısmı da dans…

 

 

Struga / Makedonya

Struga / Makedonya

 

Bizim neşeli kızlarımız Hazal, Esra ve Elif kararsız şekilde grupları geziyor, “hangisine katılsak da şu çooook mükemmel yeteneklerimizi sergilesek” diye düşünüyorlar (!) ..

Makedon yemekleri bizim yemeklerimizden pek farklı değil, salataları biraz bizim damak tadımıza uymuyor ancak diğer yemekler, gittiğim çoğu ülkeden kat be kat iyi diyebilirim.

Müzikleri de oldukça yakın bize, onlar bizi biz de onları seviyoruz, bunu görebiliyorum. Üstelik Arnavut ve Makedonlarla birçok kelimemiz de ortak.

 

Struga / Makedonya

Struga / Makedonya

 

Akşamları neredeyse hiç uyumuyoruz, gün boyu çalışan ve yorulan bünyelerimiz, akşamları eğlencenin dibine vuruyor. Bir yandan yeni dostluklar kuruluyor, bir yandan proje sonrası için planlar yapılıyor.

Struga’dan, tamamen gezme amacıyla Ohrid’e gidiyoruz. Şunu itiraf etmeliyim, Ohrid’in Türkiye’de olmasını isterdim. Avrupa’nın en büyük göllerinden biri, Arnavutluk’la sınır da oluşturuyor. Bizim Bodrum’a benziyor, tertemiz göl o kadar büyük ki, ilk gördüğümüzde “Balkanların ortasında denizin ne işi var” diye düşünmeden edemiyoruz.

Ohrid gölü çok temiz, göle bakan kaleler, kiliseler ve camiler manzaraya eşlik ediyor. Göl kıyısı boyunca sıralanmış barlar, kafeler ve meydan. Yazarken o güzellikleri tekrar yaşıyor gibi hissediyorum.

 

Ohrid / Makedonya

Ohrid / Makedonya

 

(Ayrıca Fenerbahçe-Galatasaray maçı da benim orada olduğum tarihlere rastladı, Cimbom’un maçını kaçırmak olmazdı, sadece Türklere özel 2 taksi tutuldu, en yakın maç yayınının olduğu yer olan Ohrid’e gidilip, orada yaşayan Türklerle beraber maç izlendi.)

Struga’daki son günlerimizin ardından, hazırlıklarımızı tamamlayıp “Street party”yi gerçekleştirmek için şehrin göbeğinde bir alana kuruluyoruz. Toplar çevriliyor, mozaikler yapılıyor, dans ediliyor, grafity boyaları ortaya çıkarılıyor ve arka fonda bir şarkı: Duman’dan Oje’yi söylüyoruz. Makedon arkadaşım Alexander gitarı çalarken yanında biz Oje’yi söylüyoruz, ve ardından Makedonların meşhur bir şarkısını da ben çalıyorum, yabancı dostlar hep bir ağızdan söylüyor. Ve diğer bir çok uluslar arası parçalar…

 

Ohrid / Makedonya

Ohrid / Makedonya

 

Projenin son gecesi geldiğinde, herkesin içinde o bildiğimiz burukluk. Evet tamam; evlerimizi, ailelerimizi özledik, ama orada da yeni arkadaşlarımızı bırakmak istemiyoruz. Yeniden görüşmek için sözleşiyoruz, ve zamanı gelen otelden ayrılmak üzere vedalaşıp, son eğlencelere dönüyoruz.

Şehri ilk terk edecek olan benim, bu nedenle sabahın köründe herkes uyurken, Tanja’nın yardımlarıyla otobüs istasyonuna gidiyorum ve Üsküp’e doğru yola çıkıyorum. Terminalden havaalanına giderken bindiğim taksinin şöförü çakal, beni kazıklamaya çalışıyor ancak haddini bildiriyorum.

 

Taş Köprü / Üsküp / Makedonya

Taş Köprü / Üsküp / Makedonya

 

Ve Öğlen, “Alexander the Great” havaalanından Türkiye’ye hareket etmek üzere bekliyorum. Yine bir heybetli İskender heykeli gözüme çarpıyor. Biraz ilerde de bir hatıra dükkanında kocaman bir Atatürk portresi.. Dalıp gidiyorum.. Mustafa Kemal’in Askeri Lise’yi okuduğu bu topraklarda bile, O’nun izlerini görmek mümkünken, biz kendi ülkemizde O’nun fikirlerine ne kadar sahip çıkabiliyorduk?!

Çok şey kazandığım ve ayrılmanın zor geldiği Makedonya’yı havadan uğurlayarak, özlediğim ülkeme geri döndüm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir